
Uzun yıllar sonra milli takımın dünya kupasına katılmaya hak kazandığı zamanlar. Yıl 2002.
Çocukluğumuzun güzel zamanları.
Güney Kore ve Japonya'nın ev sahipliğinde gerçekleşen bu büyük futbol şöleninde maçlar gündüz vakitlerine denk geliyordu. Milli takımızın maçlarının yanı sıra diğer karşılaşmaları da takip ediyordum.
Futbol severler eşsiz mücadelelere sahne olan enfes maçlara şahitlik ediyordu.
Turnuvanın en büyük favorilerinden Brezilya ile aynı gruptayız. Diğer iki rakibimiz ise Kosta Rika ve Çin. Küçümsenemeyecek rakipler.
Gruptan çıkmak kesinlikle kolay değil. Ama inancımız, ümidimiz ve gayretimiz var.
Şenol GÜNEŞ gibi ehil bir hocanın uhdesinde güzel bir kadromuz var.
Kıran kırana bir mücadele ile Brezilya'ya karşı önde başlayıp kaybetsek de Kosta Rika'dan 1 puan alıp, Çin'i mağlup ederek averaj farkıyla da olsa gruptan çıkmıştık.
Azim ve inançla ev sahibi Japonya'yı eleyip, Senegal'i altın gol uygulamasıyla geride bırakıp yarı finale yükseldik.
Emsalsiz ve büyük bir sevinçti.
Brezilya ile ikinci kez karşı karşıya geldiğimiz yarı finalde muazzam bir mücadele sergilesek de tek golle mağlup olduk. Ama halkının gönlünde daim galipti Türk Milli Takımı. En az milli takımımız kadar güzel mücadele sergileyen ve inanılmazları başararak yarı finale yükselen Güney Kore'yi farklı mağlup ettik ve tarihimizdeki en büyük başarı olan dünya üçüncülüğünü elde ettik.
Güzel zamanlardı.
Futbol severler için 4 yılda bir yapılan dünya kupası, heyecanla beklenen bir organizasyondur. 24 yıl sonra (dile kolay) milli takımımız yeniden bu büyük organizasyonda mücadele etme şansına erişti.
2002'deki o heyecanı, hazzı yaşayan var mı?
Şahsen ben yaşayamadım.
Evvela bu büyük turnuva ABD yönetiminin "ucube" uygulamalarının gölgesinde kaldı. İran'la olan meselelerini beynelmilel bir organizasyona yansıtmaları, skandal denilecek vize redleri... Bazı milli takım kafilelerine havaalanlarında yapılan saygısızlıklar ve dahası...
Turnuvanın ABD'de gerçekleşiyor olması başlı başına tat kaçırıcı olmaya yetti.
Bir diğer husus saat farkları. Bizim saatimize göre sabahın 4'ünde 5'inde oynanan maçlar.
Gece saatlerine tevafuk eden komşumuz Irak'ın Norveç'le oynadığı maça tevafuk ettim geçtiğimiz gün.
Maçın belli aralıklarındaki "su molası" dikkatimi çekti.
Detayını araştırdığımda hava sıcaklıklarından dolayı sağlık açısından gerekli görüldüğü bilgisine ulaştım.
O molalarda ABD'li yayıncı kuruluşlara milyonlarca dolar reklam geliri aktığından bahsetmiyorum şimdilik!
FIFA yetkililerine sormak lazım, futbola elverişli bir iklim, hava şartları olmayan bir ülkede bu büyük organizasyon niye yapılır?
Baştan sona tatsız, heyecansız organizasyonun bugününe gelelim. Milli takımımız ikinci maçı da kaybetti. Matematiksel olarak gruptan çıkma ihtimallerini tüketti.
24 sene önce dünya devi Brezilya'ya kök söktüren, final kapılarını zorlayan milli takım, bugün Paraguay gibi bir takıma gol atamadan turnuvaya veda etti!
Futbol kalemleri, yorumcuları elbette bunu uzun uzun tartışacaklar.
Şahsen ben de pek çok vatandaşımız gibi faturayı Montella'ya kesenlerdenim. Bir sosyal medya kullanıcısının ifade ettiği "ABD maçını beklemeden gönderilmeli" yorumu o kadar isabetli ki.
Hasılı, 24 yıl, çeyrek asırdır özlemle beklediğimiz dünya kupası hüsranla son buldu.
2002 yıllarının o heyecanını, şevkini bulamadık.
Söylenecek çok şey var ama şimdilik nihayet verelim.
