Çok üzüldüğüm hususlardan biridir Ramazan ve orucun tabiri caizse bir diyet programına indirgenmesi.
Sadece yeme-içme bağlamında ele alınması, özünde neyi ifade ettiğinin ıskalanması.
Oysa çok başka, bambaşka bir şeydir Ramazan ve Oruç.
Cehaletin ve sefaletin hüküm sürdüğü bir coğrafyada eşine az rastlanır bir devrimi gerçekleştiren kutlu nebinin insanlık adına önemli sırlara eriştiği paranormal bir hadisenin gerçekleştiği kutsal bir geceyi içinde barındırmasından ötürü, inananlar için kutsaldır, mukaddestir, kıymetlidir Ramazan.
Sadece mideye dur demek değil!
Öfkenin her çeşidine dur diyerek tek bir gönül bile incitmemek, kimseyi kırmamak. İş arkadaşlarınız, sosyal ağlardaki bağlantılarınız, herkes.
Nefretin en küçük kırıntısını dahi yok ederek gün boyu mütebessim kalmak, insanları mutlu etmek.
Bazen hoş bir söz, bazen candan bir hediye, ikram ile yüzlerde gülümsemeye sebep olmak.
Kibrin en minik kırıntılarını dahi ezip geçerek hiçlik sıfatına kendini eşitlemek.
En azından iftar saatine kadar(!) kör etmektir gözü kusurlara, yanlışlara, hatalara; hoşgörü kanatlarını sonuna kadar açabilmek...
Doymaz midemizi 12-13 saat aç bıraktı diye tabiri caizse terör estirmek, çevremize eziyet etme cürreti göstermek hiç değildir!
Bu şuura erersek, erebilirsek belki biz de kendi kemalimizi ve "kadir gecemizi" yaşayabiliriz diye düşünürüm hep.
Ramazanımızın bu şuurla huzur ve bereket içinde geçmesini dilerim.
