Son Dakika

Murat UZUN

10 Ağustos 2026 18:26

Mukaddes Değerlerimizi İstismar Eden Cemaat, Tarikat ve Vakıflar

İmrendiğim, özendiğim aklıma düştüğünde rahmet ve özlemle andığım büyük bir şahsiyet...

Benim gözümde büyük bir mücahit, ideal insanı...

Hain bir saldırıda şehit edilen Mustafa AKAD'tan bahsediyorum.

İnanç dünyamıza yapılan en muhterem hizmetlerden biri olan Çağrı ve İslamiyetin Doğuşu filmlerinin yapımcısı ve efsane yönetmeni.



Milyonlarca insan kutlu peygamberi ve onurlu mücadelesini, onun eşsiz filmleriyle hafızasına kazıdı.

Binbir cefa ile çekilen bu filmi tek bir yazıda kaleme almak elbette mümkün değil. Filmin hikayesini ve Akad'ın aşığı olduğu peygamberi örnek olarak verdiği eşsiz mücadeleyi yazı dizisi olarak siz değerli okuyucuların takdirine sunmayı arzu ediyorum.

Bu yazımızda işaret etmek istediğim husus başka bir şey.

Takdir edersiniz ki efsane filmlerin efsane müzikleri olur ki kulaklarımızdan sadası uzun süre gitmez.

Büyük insan Mustafa AKAD bu kutlu çalışmanın muazzam bir müziğe de sahip olmasını istiyordu.

Film müziğinin üstatlarından biri olan Fransız besteci - müzisyen Maurice Jarre'ın kapısını çalar.


Projesini anlatır ve nasıl bir şey istediğinden bahseder.


Böylesi bir sohbetin "Tamam kardeşim, ver paramı şu gün müziğin hazır" şeklinde bitmesini bekleriz değil mi?

Hayır...

Maurice Jarre Mustafa AKAD'a mealen "Peygamberinizin yaşadığı hayatı ve çöl atmosferini ruhumun derinliklerinde hissetmem lazım! Bana çölde kalabileceğim bir yer ayarla!"

Maurice Jarre rivayete göre tam 2 ay çölde inzivaya çekilir!

Yanlış okumadınız tam 2 ay!


Çölde tek başına kaldığı günlerin sonunda hemen hemen hepimizin kulağına pelesenk olan o efsane müzik vücut bulur. (Aşağıda paylaşıyorum, dinleyelim...)


https://youtu.be/zR2jCg5TgQg?si=qdIuUa23AYAtgl61&t=572



Maurice Jarre... Bir Fransız, bir gayrimüslim. Hristiyan, belki de herhangi bir dini inanca dahi sahip değil.

Yüce peygamberin hayatını anlatan bir filmin, müziği için dahi kendini kifayet sahibi görmüyor ve günlerce çölde inzivaya çekiliyor.

Bu girizgahtan sonra ülkemizde ve dahi Darende'mizde kümelenen, inanç dünyamızın billur pınarlarını bulandıran sözde tarikat ve cemaat yapılanmalarına şöyle bir nazar edelim.


Ne dini ne dünyevi bir ilim, irfan var.

Hocaefendiler, efendi hazretler vesaire... En yüce makamları hak görürler kendilerine.

Bahsini ettiğimiz gayrimüslim bir film müziği için dahi kendini kemal görmezken... 

Yanmamışların, pişmemişlerin kendilerini haşa peygamber katında görmeleri, kendilerine ilahi imtiyaz addetmeleri, batıllarına hak namına paye verme ihtirasları...

Ekonomik ve siyasi güç devşirerek kadrolaşmalarından bahsetmiyorum bile.


Memleketimizin ve cümle İslam dünyasının huzur ve selameti için mukaddes değerlerimizi istismar eden, sureti haktan görünen fakat özünde batıla hizmet eden bu yapılarla kararlı bir şekilde mücadelenin elzem olduğunu düşünenlerdenim.