Kuzular, Kışın Ortasında Doğdu
DARENDE/AHMET ÇAKIR
Baba mesleği olan küçükbaş hayvancılığı 25 yıldır Darende Yarımca Mahallesi’nde sürdüren Servet Gündoğan, hayvancılığın kuşaktan kuşağa aktarılan bir emek ve bilgi işi olduğunu belirterek, gençlerin üretime yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Hayvancılığın bir ülkenin tarımıyla birlikte olmazsa olmazı olduğunun altını çizen Gündoğan, “Yirmi beş yıldır işte bu mesleği yapıyorum ben, baba mesleğidir. Babamızdan öğrendiklerimizi biz de kendi çocuklarımızla artıracağız; Allah'ın izniyle. Onlar da kendi çocuklarına bu şekilde kuşak kuşak gidecek. Yani biz her zaman üretmeye çalışıyoruz gençlerimizi, bu hayvancılığın çoğaltılmasını, yani sevmelerini istiyoruz. Hayvancılık, bir ülkenin tarım olsun, bir ülkenin olmazsa olmazıdır. Üreten her zaman kazanır, üreten her zaman baş üstünde tutulur” dedi.
KUZULAR ERKENDEN DOĞDUYaklaşık 600 küçükbaş hayvanı bulunduğunu ifade eden Gündoğan, yılda ortalama 750 kuzu aldıklarını belirtti. Hayvancılığın severek yapıldığında ciddi bir kazanç sağladığını dile getiren Gündoğan, “Bu seneki kuzularımız biraz erken oldu. Bunun nedeni kurbana yetişsin diye, daha bir canlı kilo alsın diye et yetiştiriyoruz. Biz genelde damızlık yetiştiriyoruz. Kuzuların erken kuzulaması, daha bir bahara erken çıkması, otluğa erken çıkması, anneleriyle beraber yayılması daha iyi olur ve daha az bir şekilde masraf olur. Hiçbir iş kolay değildir. Her işin mutlaka zor bir tarafı vardır. Hayvancılık emek ister, sabır ister, alın teri ister” diye konuştu.
“KİMSE ÇİFTÇİYİ BİLGİSİZ SANMASIN”Eskiden peynir, tereyağı ve yoğurt gibi ürünlerin evlerde daha yaygın üretildiğini hatırlatan Gündoğan, “Mesela peynirini yapıyorlar, tereyağını yapıyorlar, genelde kuzusu besleyip et üretiyorlar, kurbanlığa gidiyor, kesime gidiyor. Bunu önceden yapıyorduk biz ama şu an çağdan dolayı biz de artık yapmıyoruz, bıraktık ama yani yapanlar çok. Bunun faydası çok. Mesela tereyağının insan vücudunda daha sağlıklı bir şekilde diye, yan sanayi yağlardan daha uzak bir şekilde, sağlıklı bir şekilde olduğunu biliyoruz, yoğurdunun sağlıklı bir şekilde olduğunu biliyoruz. Daha sonra etinin herhangi bir katkı olmadan yetiştirdiğimiz kuzuları, örneğin kasaplara getiriyoruz, lezzetinin daha değişik olduğunu, kurbana götürdüğümüzde Akdeniz tarafına bunun etinin lezzetinin daha farklı olduğunu bize söylüyorlar. Bu hep yani çiftçinin bilgisinden kaynaklanıyor, sanmasınlar çiftçi bilgisizdir, yani bunlar hep bilgiden kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.
“KENDİMİZ ÜRETİYORUZ”Bu yıl özellikle arpa ve saman fiyatlarında ciddi artışlar yaşandığını dile getiren Gündoğan, üreticinin zor durumda kaldığını belirtti. Kooperatifler aracılığıyla temin edilen yemlerin maliyetinin de yüksek olduğuna dikkat çeken Gündoğan, “Bu sene mesela arpada olsun, samanda olsun sıkıntılar çektik. Fiyatlar çok yüksek. Bunlar için devletimizin aslında bir el atması lazım. Birlikten mesela kooperatifler arpalar bize veriyorlar ama buraya maliyeti falan yani başka yerden alsak aynı fiyata geliyor. O yüzden biz almayı bıraktık artık. Kendimiz üretiyoruz edebildiğimiz kadar. Ondan sonra ya da köylerimizden alıyoruz” şeklinde konuştu.
DAMIZLIK SEÇİMİ ÖNEMLİDamızlık üretimine de büyük önem verdiklerini belirten Servet Gündoğan, 25 yıldır damızlık koç yetiştirdiğini ifade ederek, “Kaliteden asla taviz vermiyoruz. İki yıl önce 200 bin liraya koç aldığım oldu. Bugün de Kangal bölgesinden 150 bin liraya bir koç getirdim. Bizim anlayışımız net: Hep orijinal, hep en iyisi, hep en kaliteli” diye konuştu.
KOLAY PARA YOKHayvanların sürekli köy köy dolaştırıldığını, gece nerede kalınırsa sabah orada devam edildiğini anlatan Gündoğan, üretme isteğinin giderek azaldığını belirterek, “Çalışma arzusu yok kimsede, üretme arzusu yok kimsede. Hâlbuki üreten her zaman kazanır, üreten her zaman baş üstünde tutulur. Bu hayvancılığı sürekli çoğaltmamız lazım ki Türkiye'de ette olan katkımız fazla olsun yoksa dışarıdan gelen ithal etle bu iş yürümez kesinlikle. Bizim gençlerimiz hepsi kolay para peşinde. Kolay para işi iyi değildir. Bu emek ister, alın teri ister. Bir kuzuyu nasıl kendi çocuğunu büyütüyorsan o kuzuyu da elinle büyüttürsün. Alın teriyle sürekli kar edersin. Yani hayvancılıkta iyi bir kar var ama bu işi bildikten sonra, bilmezsen yapamazsın” şeklinde konuştu.